myspace codes
Click here for





Tanım

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ İLE İLGİLİ HERŞEY


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Hayrettin KARAMAN
* Diyanet İşleri Başkanlığı
* Milli Eğitim Bakanlığı
* Fen okulu
* dindersi
* islam hukuku
* google
* hotmail
* gmail
* Yenice Kaymakamlığı
* Dinahlak
* Din Kültürü
* İlahiyat forum
* Selçuk İlahiyat Fak
* Yenice Müftülüğü
* Ülkü İlköğretim Okulu
* Güney İlköğretim Okulu
* Yenice Öğretmenevi
* Yenice Belediyesi
* Yortanpazarı Belediyesi
* Yortan Haber

Kategoriler

Myspace, Myspace Graphics, Myspace Backgrounds
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

DUA

Dua, bir ibadettir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyorlar: “Dua ibadetin ta kendisidir.” (Ebû Davud, Tirmizi) Bu açıdan dua ederken, sanki namaz kılıyor gibi tam bir konsantre ile kendimizi vererek dua etmeliyiz. Zaten şu ayet de bu duruma işaret etmektedir: “ Tazarrû ve bin niyaz ile, yalvararak, kendinizi vererek, gizlice Rabbinize dua edin.” (Araf, 55)

Diğer Hadislerinde Efendimiz şöyle buyururlar: “Dua ibadetin özüdür.” (Tirmizi)  Aziz ve Celil olan Allah katında duadan daha değerli bir şey yoktur.” (Tirmizi, İbni Mace, Hakim) “Allah’ın rahmetinden isteyiniz. Çünkü Allah, kendisinden istenmesini sever.” (Tirmizi) “Kendisine dua etmeyen kula Allah kızar.”

 

Bediüzzaman’ın ifadesiyle dua bir ubudiyettir (kulluktur) .Ubûdiyetin neticesi ise uhrevîdir. Yani duanın neticesi büyük oranda ahirette görülür. Onun için insan neden duam kabul olmuyor dememeli. Her duaya cevap verilir. Allah Kur’an’da şöyle buyurur: “ Kullarım Beni Senden soracak olurlarsa bilsinler ki, ben onlara pek yakınım. Bana dua edince dualarına cevap veririm. Öyleyse onlar da, davetime icabet edip, bana hakkıyla inansınlar ki, doğru yolda yürüyüp selamete ersinler.” (Bakara, 186)

Fakat, cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır.Allah her duaya cevap verir ama her duayı aynısıyla kabul etmeyebilir. O duaya değişik hikmetlerden dolayı değişik şekillerde cevap verebilir. Mesela, insan dünyalık bir şey ister. Allah da bilir ki o dünyalığı verse, o kul azacak, Rabbini tanımaz hale gelecek. Onun  hakkında Allah hayır murad eder, o dünyalık yerine ahirette daha başka mükafatlar hazırlar. Öyleyse duanın neticesi konusunda acele etmemek lazım. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: “ Herhangi birinizin duası acele etmemek şartıyla kabul edilir. Aceleci kimse ise, ‘Rabbime dua ettim de kabul etmedi’ der.” (Buhari-Müslim)  

Yine Bediüzzaman’ın teşbihi içerisinde; bir hasta doktordan ilaç istese, doktor da hastanın durumuna göre ilacı değişik dozda verse ya da hiç vermese hasta itiraz edebilir mi? Etse ne kadar mantıksız olduğu aşıkardır. İşte biz de birer hasta durumundayız. Herşeyimizi Allah’tan istiyoruz. Bize bizden daha yakın olan, içimizden geçenleri  bilen, geçmişimize geleceğimize hükmeden Allah ise, bizim durumumuza göre karşılık veriyor. 

Dua, bizim Rabbimiz katındaki yerimizi belirler. Ayette buyuruluyor ki, “ Duanız yoksa Rabbim sizi ne yapsın, ne ehemmiyetiniz var ki?!” (Furkan, 77)

Duada esas olan, kulun Allah’a muhtac olduğunu, O’ndan başka çaresi olmadığını bilmesidir. Zaten en çok kabule şayan olan da bu tür dualardır. Yani muztar bir durumda, adeta denizin ortasında kalmış da herşeyin bittiği anda Allah’a yalvarıyor gibi yalvarmak duaların en makbuludur. Allah bu hakikatı Kur’an’da şöyle ifade ediyor. “ Büsbütün çaresiz kalıp kendisine yalvaranların duasına icabet eden, sıkıntıları gideren kimdir?” (Neml, 62) 

DUANIN ÇEŞİTLERİ

Dört çeşit dua vardır.

1.                  İstidat ve kabiliyet diliyle dua: Bitkilerin ve hayvanların duaları böyledir. Mesela bir tohum, Allah’tan gelişip bir ağaç olmayı, meyve vermeyi, her safhasında Allah’ın isimlerine mazhar olmayı arzu eder. Allah da onun bu isteğini bilir ve imkan verir. 

2.                  Fıtrî ihtiyaç diliyle dua. Her canlı bu şekilde dua eder. Kendi iktidarları dairesinde olmayan, ellerinin yetişemediği ihtiyaçlarını bu duayla isterler.

3.                Iztırar diliyle yapılan dua. Yani sebeplerin büsbütün kesildiği, ümidin bittiği yerde, adeta okyanusun ortasında bir tahtaya yapışıp kalan insanın yaptığı gibi yapılan dua

Bu üç duanın kabul edilmesi bir mani olmazsa katîdir. Bu durum bize bir şey anlatır. Yani biz de kabiliyetlerimizi işleterek, ihtiyaçlarımızı hal diliyle ortaya koyarak ve ıztırar sahibi olarak, ayetin ifadesiyle yalvara yakara, içten dua edersek büyük ihtimalle kabul olur.

4.       Biz insanların duasıdır. Bu da ikiye ayrılır.

1. Fiilî, yani çalışarak yapılan dua.

 Bir öğrencinin imtihan için, bir işçinin rızkını kazanmak için çalışması gibi.

 2. Kavli, yani dil ile yapılan dua. Çalışan öğrenci ve işçinin çalıştıktan sonra ellerini açıp yaptığı dua gibi.

Buradan da anlaşılıyor ki, kainatta her şey kendi diliyle Allah’a dua ediyor. Kainattan Allah’a toptan dualar yükseliyor. Zaten şu ayette de buna işaret buyuruluyor: “ Her şey Allah’ı övgü ile tesbih eder.  Ancak siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.”(İsra, 44) Yapılan tesbihler aynı zamanda birer duadır. 

DUA NASIL OLMALI?

1.       Duaya tesbih ve hamd ile başlamalı.

2.       Tevbe istiğfar etmeli.

3.                  Duanın başında ve sonunda salavat getirmeli. Çünkü yapılan salavatlar Efendimiz’e yapılan dualar olduğu için Allah onları kabul etmektedir. Kabul edilen iki dua arasındaki duaların da kabul edilmesi ümid edilir. Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu haber verilir: “ Allah’tan bir şey istediğinizde bana salavat getirin. Çünkü Allah, kendisinden iki şey istendiğinde birisini kabul edip diğerini geri çevirmeyecek kadar kerem sahibidir.” (Ebû Talib Mekkî rivayet eder)

4.                  Duanın, katıksız, şartsız olması gerekir. Yani sırf Allah rızası için dua etmeli. Bunun bizim dilimize yerleşmiş hali “Hayırlısı Allah’tan” şeklindedir.

5.       Ayet ve Hadislerde geçen dualarla dua etmeli. Çünkü en güzel dualar onlardır.

6.                  Duaya kesin olarak inanmalı. Yani herşeye gücü yeten, herşeyin sahibi  olan birinin huzurunda olduğunu bilmeli. Ona göre de Allah’tan büyük istemeli, himmetleri yüksek tutmalı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyorlar: “ Biriniz dua ettiğinde büyük ümitler besleyip isteğini büyük tutsun.Çünkü Allah’a göre hiçbir şey büyük değildir.” (İbni Hibban)  “Kabul edileceğine kesin inanarak Allah’a dua edin. Biliniz ki, Allah gaflet içindeki bir gönülden yapılan duayı kabul etmez.” (Tirmizi, Hakim) 

7.       Duada ısrar edilmeli.

8.                  Özellikle gecenin son bölümünde ve farz namazların arkasından dua etmeli. Hangi duanın daha çok kabul olma ihtimali olduğunu soran sahabeye Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem “ Gecenin son bölümünde (seher vaktinde) ve farz namazların arkasından yapılan duadır” cevabını verir.

9.                  Cuma günleri icabet saatinde (ki, bu belli değildir), mübarek gecelerde, Ramazanda, seher vakitlerinde, namazların arkasından, mübarek mekanlarda, mübarek insanlarla beraber,

10.              Gıyaben dua edilmeli. Zira, mü’minin mü’min kardeşi için yaptığı duanın kabul edileceği, Efendimiz tarafından müjde verilmektedir. 

11.              Dua ettikten sonra Allah’ın işine karışmamalı. Dua ederken bir çocuk saflığı içinde dua etmeli. Yani ben ne istersem Allah verir düşüncesi içinde yalvarmalı.

Ey her zaman güzellikler izhar edip çirkinlikleri örten ve en çirkin görünen şeyleri dahi izafi

güzelliklerle bezeyen Güzeller Güzeli! Gönüllerimizi güzellik duygularıyla mamur kıl ve bize her

zaman güzel kalmanın yollarını göster! Ey günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmayan,

haddini bilmezlerin ayıplarını görmezlikten gelerek onlara manevi kirlerinden arınma fırsatları veren

Merhametliler Merhametlisi! Bizi günahlarla, hatalarla kirlenmekten koru; kirlendiğimizde de mağfiret

ve merhametini bizden esirgeme!

Bütün benliğimizle son bir kere daha Sana yöneliyor, afv ve afiyet dileniyoruz. Kalp

katılığından, gafletten, başkalarına bar olmaktan, aşağılıktan, aşağılanmaktan, miskinlikten; cehaletten

ve faydasız bilgiden, ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten, kabul edilmeyen duadan; nimetlerinin zeval bulmasından, lütuflarının değişip başkalaşmasından; ansızın bastıran azabından, gelip çatan gazabından Sana sığınıyoruz. Senden her zaman, yalvaran diller, haşyetle ürperen gönüller

istiyoruz. Tevbelerimizi kabul buyur, bizi günahlardan arındır, dua ve isteklerimize cevaplar lutfeyle!

Delil ve bürhanlarımızı hedefine yönlendir, kalplerimizin ufkunu aç, dilimizi doğruluğa bağla ve gönül

kirlerimizi temizle! Allahım, Senden her işimizde sebat, Kur’an yolunda kararlılık ve nimetlerine karşı

da duyarlılık hissi bekliyoruz. Kapına yönelenleri boş çevirme, itaatte bulunanlara bol bol karşılık ver, Sana baş kaldıranlara da doğru yolu göster.. muzdariplerin dualarını icabetle taclandır, sıkıntıda bulunanları lutfunla şad eyle, hasta ruhlara hususi muamelede bulun, küfür ve ilhad içinde bocalayanlara da nurunu göster; göster de kalmasın hiç bir yanda muzlim bir nokta..!

Dua hakkında Ayetler:

“Rabbiniz buyurdu ki, siz bana dua edin, ben de duanızı kabul edeyim.” (Mü’min, 40/60)

“İçinizden yalvararak ve ürpererek, haddi aşmadan Rabbinize dua ediniz, hiç şüphesiz o haddi aşanları sevmez.” (A’raf, 7/55)

“Kullarım beni senden sorarlarsa de ki; ben onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim. Buna karşılık onlar da benim emirlerime uyup bana iman etsinler ki, doğru yola kavuşmuş olsunlar.” (Bakara, 2/186)

“Kendisine dua edince, çaresiz kalanın duasını kabul edip sıkıntıyı gideren ve sizleri yeryüzüne daha öncekilerin yerine geçiren kim?! Bunu yapan Allah ile beraber bir başkası mı? Ne kadar az düşünüyorsunuz!” (Neml, 27/62)

“De ki, duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki!” (Furkan, 25/77)

Hadisler:

“Dua ibadetin ta kendisidir.” (Ebû Dâvud, Tirmizi)

Aişe Validemiz der ki; “Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem özlü duaları sever, geriye kalanlara iltifat etmezdi.” (Ebû Dâvud)

 “Kendiniz, çocuklarınız ve mallarınız hakkında, beddua etmeyiniz, çünkü Allah’ın her duayı kabul edeceği bir ana rastlayabilir.” (Müslim)

“Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır. Orada çok dua ediniz.” (Müslim)

“Herhangi birinizin duası, acele etmemek şartıyla kabul olunur.” Sahabe sorar: Ey Allah’ın Resulü, duada acele etmek nasıl olur? Efendimiz cevap verir:  Aceleci kimse, “Rabbime dua ettim de kabul olunmadı” der ve dua etmekten vazgeçer.” (Buhari, Müslim)

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e sorarlar: Hangi dua kabul olunmaya daha layıktır? Efendimiz cevap verir: “Gecenin ikinci yarısı ile farz namazların arkasından yapılan dualar.” (Tirmizi)

“Yeryüzünde, günaha götürücü olmayıp, akrabalarla ilişkiyi kesmeye yönelik bulunmayan bir insanın Allah, hem isteğini kabul eder hem de o isteğine karşılık  onu bir kötülükten kurtarır.” Kendisine “Biz Allah’tan çok isteriz” diyen  sahabeye Allah Resulü şöyle cevap verir: “Allah’ın bağışlayıcılığı, sizin isteklerinizden daha çoktur.” (Tirmizi)

 

Mü’min kardeşine gıyaben dua etmek:

Ayetler:

 Cenabı Hakk, buyuruyor: “Onlardan sonra gelenler, Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önceki inanan kardeşlerimizi bağışla.”  (Haşr, 59/10)

“Kendi günahların için ve mü’min erkek ve kadınlar için Allah’dan af dile.”

( Muhammed, 47/19)

“Ey Rabbimiz, hesaplaşma günü, benim ana-babamın ve bütün mü’minlerin günahlarını bağışla” (İbrahim, 14/41)

Hadisler:

“Mü’min kardeşi için, onun arkasından dua eden kimse için, bir melek “aynısı sana da olsun” der.” (Müslim)

“İnsanın müslüman kardeşi için, onun arkasından yaptığı dua kesin olarak kabul edilir. Mü’min kardeşi için dua yapanın yanıbaşında görevli bir melek bulunur: bu görevli melek “Amin, aynısı sana da olsun” der.” (Müslim)


Tarih: 22:15, 17/5/2008 Kategori: DUA ZAMANI
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

ÇOCUK DUASI

 

Allah’ım kalplerimizi senin sevginle doldurduk.

Anne-babamı ve kardeşimi koru.

Bizi hem bu dünyada hem diger dünyada mutlu et.

Sen çok merhametlisin.

Bize merhametinle muamele et.

Allah’ım annesiz-babasız çocuklara yardım et.

Onlara kötü insanların zarar vermesine izin verme.

Allah’ım ben seni çok seviyorum.

Senin de beni sevdigini biliyorum.

Dualarımı kabul et Allah’ım.

                                        (Amin)


Tarih: 06:37, 28/10/2007 Kategori: DUA ZAMANI
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

MEVLÂNA’DAN DUA HAZİNESİ

 

 

 

 

 

Yâ Rabbî!
Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle.

Yâ Rabbî!
Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim!
O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.

Yâ Rabbî!
Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.

Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!
Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin.Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.

Yâ Rabbî!
Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle.
Ey ihsânı çok olan Rabbim!
Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.
Ey affetmeyi seven Rabbim!
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
Bizi hidâyete çıkar.

Yâ Rabbî!
Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur.
Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin.

Ey âlemin yaratıcısı!
Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin.
Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al.
O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).

Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin. amin ….

EY İNSAN !!! ölmeden önce öleceğini bil ki …. yaşadığının farkına varasın….


Tarih: 06:24, 28/10/2007 Kategori: DUA ZAMANI
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

GÖNÜLDEN GELEN EN GÜZEL DUA ETMEYE......

 

İlahi,
Hamdini sözüme sertac ettim
Zikrini kalbime mi'rac ettim
Kitabını kendime minhac ettim
Ben yoktum var ettin
Varlığından haberdar ettin
Aşkınla gönlümü bi-karar ettin
İnayetine sığındım, kapına geldim.
Hidayetine sığındım, lütfuna geldim
Kulluk edemedim, affına geldim
Şaşırtma beni, doğruyu söylet
Neş'eni duyur, hakikatı öğret
Sen duyurmazsan ben duyamam
Sen söyletmezsen ben söyleyemem
Sen sevdirmezsen ben sevemem
Sevdir bize hep sevdiklerini
Yerdir bize hep yerdiklerini
Yar et bize erdirdiklerini
Sevdin habibini, kainata sevdirdin
Sevdin de hıl-at'i risaleti giydirdin
Makam-ı İbrahim'den
Makam-ı Mahmud'a erdirdin
Server-i asfiye kıldın
Muhammed Mustafa kıldın
Salat-ü selam, tahiyyat ü ikram
Her türlü ihtiram O'na,
Onun ailesine, aline, ahbabına
Ashabına ve etbaına Ya Rab!

Elmalılı M. Hamdi Yazır


Tarih: 22:26, 7/6/2007 Kategori: DUA ZAMANI
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

DUA'NIN GÜCÜ

 

Suya Tesir Eden Dua..

Dua öyle bir güçlü bir vesiledir ki, hastalıkları iyileştirir, suyu dahi halden hale sokabilir. Bu konuda Japon Bilim adamı Prof.Dr.Masaru Emoto’nun su üzerine yaptığı bir araştırma son derece ilginç yeni bilgiler sunuyor bize.. Yaptığı araştırmanın verilerine göre, “The message of the water” isimli kitabında, “Su, cansız bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır. Su çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir.”diyor Prof.Emoto.

“Emoto, üç yıl kadar önce mikroskopla yaptığı araştırmalarda, donmuş su kristallerinin dış tesirler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfetti. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış çevre tesirlerinin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor.

Emoto, on iki yıl süren çalışmaları ve yaptığı on binlerce deney neticesinde, suyun sadece iyi ve kötü bilgileri, müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkardı.

Çekilen kristal fotoğraflarında suyun verdiği mesaj çok açık; sevgi ve minnettarlık gibi duygular fıtrat tarafından tasvip görmüştür. Yani sevgi ve minnettarlık, fıtratın özüdür. Su, ne kadar sevgi, duygu ve âhenk dolu söz ve musikî ile karşılaşırsa; altıgen kristal yapısı da o kadar güzel ve düzgün olmaktadır. Meselâ çekilen fotoğrafların birinde suyun yanında "şeytan" dendiğinde, kristaller kaotik bir biçime girerken, diğerinde de güzel sözlerle dua edildiğinde, suda, berrak ve estetik yapısı ile mükemmel bir altıgen ortaya çıkıyor. Emoto, bu çalışmalarıyla görünmeyen bir ruh âleminin varlığına da işaret ediyor.

Emoto’nun ekibi su moleküllerinin insan sözünün içeriğinden nasıl etkilendiğini görmek için Fujiwara Barajından topladıkları suya da dua okumuşlar. Su kristalinin duadan önceki biçimi ile duadan sonraki biçimi arasında belirgin bir farklılık gözlemlemişler.

Emoto, araştırmasıyla suyun sadece hâfızasının ve bilgi taşıyıcı özelliğinin olmadığını, aynı zamanda kâinatın dilini ve gerçek sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır. Meselâ iki kavanozun içine haşlanmış pirinç konuyor. Birine “teşekkür” , diğerine “aptal” yazılıyor. Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere söyleniyor. Netice çok enteresan: "Aptal" denen kavanozun içindeki pirinçler siyahlaşıyor ve kavanozdan çok kötü koku çıkıyor. Diğerinde ise; pirinç beyaz kalıp, hoş bir koku yayılıyor. Bu da gösteriyor ki, kötü ve iyi sözler, su ve pirincin üzerinde tesirli oluyor. Öyleyse Allah'ın nimet ve ihsanlarına karşı, zikir, fikir ve şükür vesilemizi hiç unutmamamız gerekiyor. Bilhassa Bismillahirrahmanirrahim ile Elhamdülillah gibi son derece basit ve etkili duaları hiç unutmamalıyız..

Başlangıçta söylenen bir söz var ve bu söz, önce maddî bir titreşime, şekil oluşturan bir sese dönüşüyor. Ve sonra tekrar belli bir bilgi haline geliyor. Su böyle frekansları en açık bir şekilde ispatlanabilir olarak çeken bir maddedir. Su kristallerinin şekli, dünyanın nasıl bir durumda olduğunu gösteriyor. Meselâ; Berlin, Londra veya Paris'teki klorlu çeşme sularının dejenere olmuş kristal yapılarına karşılık; temiz kaynak suları estetik ve çok ince dizayn edilmiş altıgen yapılar göstermektedir. Bu geometrik şekil tabiattaki bütün hayat olaylarının temel biçimini oluşturuyor. Heavy-metal müzik ve küfür sözlerinin aksettiği suyun kristal yapısı, yapılan deneylerde tamamen parçalanıp dağılarak eski kristal formları binlerce parçaya bölünüyor. Vücudumuzun % 70 gibi büyük bir kısmının sudan oluşması gerçeği de, bizim, diğer insanların ve tabiatla olan münasebetlerimize dikkat etmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.

Su Kristalleri adlı kitabında suyu çeşitli yönlerden ele alan Prof. Emoto, çalışmalarının ilmî temelini oluştururken, din gerçeğini de göz ardı etmiyor. "21. yy'da en önemli olayın ilimle dinin yeniden buluşması olacağını düşünüyorum. Eğer din olmasaydı insan aptallaşacak, modern ilim de hiçbir zaman ortaya çıkmayacaktı." diyor.

Dr.Emoto her bir maddenin kendine özgü bir manyetik alanı olduğu gerçeğinden yola çıkmış ve ilk olarak suyun manyetik alanını incelemeye başlamış. Emoto, her şey gibi, su moleküllerinin de manyetik alanının elektronların atom çekirdeği etrafındaki dönüşlerinden kaynaklandığını hatırlatıyor. Elektronların dönüşü ve dolayısıyla da suyun manyetik alanı, çevredeki ses dalgalarından etkilenebilir miydi? Konuşulan sözlerin içeriğinin olumlu ya da olumsuz olması suyun manyetik alanını ve dolayısıyla moleküler ve atomik yapısını etkileyebilir miydi? Emoto mikroskopla fotoğraflarını çektiği su kristallerine bakarak, bu sorulara kesin bir “Evet” cevabı veriyor.

Su kristallerinin fotoğrafının çekilmesi de şöyle oluyor: Önce su, eksi yirmi derecede donduruluyor. Sıcaklığı eksi beş dereceyi bulduğunda kristal ortaya çıkıyor. 5 mm'lik buz parçasında ancak 25 mikron, yani 0,025 mm büyüklüğünde bir kristal oluyor. Bu yüzden bunun 200 defa büyütülmesi ve bu esnada en ufak bir titreşimin meydana gelmemesi gerekiyor. Su kristalleri de yaklaşık elli-altmış saniye, buzun sıcaklığı sıfır dereceye ulaşana kadar görülebiliyor

Suyun tüm bir hayatı yakından ve derinden etkilediğine dikkat çeken Dr. Emoto, negatif duygularla içilmiş suyun yada negatif duygular yüklenmiş suyun canlı bendeni içindekilere adı konmamış zararlar verebileceğini belirtiyor. Canlı bedenleri büyük oranda su içerdiğine göre, negatif duyguların, sözlerin ve müziklerin kanser oluşumuna zemin hazırlayacak derin moleküler değişikliklere de yol açabileceğine dikkat çekiyor.” (4-5) Ne kadar çok, güzel dua edersek hem çevremize hem de kendimize ne denli yararları olduğu aşikar bir şekilde görünüyor.

Dua öyle bir güçlü bir vesiledir ki, suyun yapısını değiştirir, tüm kainatı konuşturabilir, tüm kainatı yürütebilir..Yeter ki, her şeyin gerçek sahibi olan Allah, dualarımızı kabul etsin. Aslında, insanlardan çok önce, doğa keşfetmiş bu gerçeği.. Allah'ın dualara icabet ettiğini bilen kainat dahi kendi diliyle her gün Rabb'ine yalvarıyor, yakarıyor dua ediyor ve dualara cevap geliyor.. Hem de tam yazın kavuran sıcaklığında.. evet, tam da yazın kavuran sıcaklığında birden bire düşmeye başlıyor rahmet yüklü damlacıklar.. Ağaçların feryadı, yakarışı duası arşa ulaşıyor ve rahmet dolu olarak gökyüzünden yüzümüze, yer yüzüne doğru nazlı nazlı akıyor damlacıklar..

hazırlayan : Öznur Çolakoğlu (Sızıntı Dergisinden Alıntıdır)


Tarih: 22:09, 7/6/2007 Kategori: DUA ZAMANI
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa İnternet Radyo ve TV

< SiteniEkle.NET - PaylasimTurkey.Com Popüler Siteler

Din Ahlak Eğitim Siteleri Eğitim Siteleri Birliği Dini100.Net İslami Siteler Birliği iSLAMi Toplist Bedava100.Net -Kültür ve Sanat Siteleri İslami Siteler