myspace codes
Click here for





Tanım

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ İLE İLGİLİ HERŞEY


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Hayrettin KARAMAN
* Diyanet İşleri Başkanlığı
* Milli Eğitim Bakanlığı
* Fen okulu
* dindersi
* islam hukuku
* google
* hotmail
* gmail
* Yenice Kaymakamlığı
* Dinahlak
* Din Kültürü
* İlahiyat forum
* Selçuk İlahiyat Fak
* Yenice Müftülüğü
* Ülkü İlköğretim Okulu
* Güney İlköğretim Okulu
* Yenice Öğretmenevi
* Yenice Belediyesi
* Yortanpazarı Belediyesi
* Yortan Haber

Kategoriler

Myspace, Myspace Graphics, Myspace Backgrounds
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

HADİSLER DE RAMAZAN VE ORUÇ

 

* Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti."    "Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.''  

* Bir rivayette de şöyle buyrulmuştur: "Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).''

* Yine Ebu Hüreyıe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.''  3085 - Ebu Ümâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü dedim, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) Allah beni mükâfaatlandırsın.''    "Sana dedi, orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur.'' 

* Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez."  Buhari, Tirmizi'nin rivayetinde şu ziyâde var: "Oraya kim girerse ebediyyen susamaz.''  

* Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun seyabından hiçbir eksilme olmaz.'' 

* Yine Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "ResuluIIah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur." 

* Nesâi 'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Bir münâdi, her gece şöyle nida edip bağırır: "Ey hayır isteyen, gel! Ey şer isteyen kendini şerden tut!'' 

* Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ramazandan sonra hangi oruç efdaldir?'' diye sorulmuştu, şu cevabı verdi:     "Ramazanı ta'zim için Şa'bân!" Tekrar soruldu:     "Hangi sadaka efdaIdir?''     "Ramazanda verilen!'' cevabını verdi.'' 

* Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Her iftar vaktinde Allah tarafından (cehennemden) azad edilen kimseler bulunur. Bu, (Ramazanın) her gecesinde olur."  

* Hz. Enes İbnu Malik radıyallahu anhuma anlatıyor: "Ramazan ayı girmişti. Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Bu mübarek aya girmiş bulunuyorsunuz. Bu ayda bir gece vardır ki bin aydan hayırlıdır. Bu gecenin hayır ve bereketinden mahrum kalan bir kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış gibidir. Onun hayrı ise sadece (uhrevi saadetten) mahrum kimseye haramdır."

* Abdullah İbnu Amr radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın: "Nuh aleyhisselam Ramazan ve Kurban bayramları hariç, yıl orucu tutmuştur" dediğini işittim."

* Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah  aleyhissalatu vesselam  buyurdular ki: "Herşeyin bir zekatı (temizlenme vasıtası) vardır, cesedin zekatı oruçtur."    Muhrız rivayetinde şu ziyadede bulundu: "Resulullah aleyhissalatu vesselam şunu ilave etti: "Oruç, sabrın yarısıdır."  

* Abdullah İbnu'z-Zübeyr radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu  vesselam Sa'd İbnu Muaz'ın yanında iftar açmıştı. Şöyle buyurdular: "Yanınızda oruçlular iftar etti. Yemeklerinizden ebrâr olanlar yedi, size de melaikeler rahmet duasında bulundular."

* Abdullah İbnu Amr İbni'l As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır."


Tarih: 18:27, 13/9/2007 Kategori: HADISLER
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

Hadis Ezberleyelim...

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ

 وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ         

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.

 2

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır. 

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

 3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

 4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

 5

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

 6

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

Tirmizî, İlm, 14.

 7

لاَ يُلْدَغُ  اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

Mümin, bir  delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

 8

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.


Tarih: 11:31, 1/7/2007 Kategori: HADISLER
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

Hadisler

“GÜLLERİN EFENDİSİNİN (sav) KUTLU DOĞUMU HATIRASINA”

 

 

KIRK HADİS

1- Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:

“Kim Allah Azze ve Celle’nin ümmetime kendisi ile fayda vereceği kırk hadisi ezberlerse, ona                  

 (kıyamet gününde) ‘Cennet’in hangi kapısından dilersen gir’ denilir.”  

 

2-  "Müslüman’ın, Müslüman üzerinde beş hakkı vardır:


Karşılaşınca selâm verir.  

Davet ederse davetine gider. 

Hasta olursa ziyaret eder.

Ölürse cenazesinde bulunur.   

Aksırınca "yerhamükellah" der.          

 

3- "Cennetin etrafı nefsin hoşlanmadığı şeylerle sarılmıştır. Cehennemin etrafı da nefsin arzuladığı şeylerle sarılmıştır."

 

4- “Îmân etmedikçe Cennet'e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe tam îmân etmiş olmazsınız. Size bir şey göstereyim mi? onu yaparsanız, birbirinizi seversiniz.

Aranızda selâmı yayınız.”

 

5-"Müslüman’ın başına gelen bir ağrı, yorgunluk, dert, hastalık, üzüntü, hatta ufak bir kaygının karşılığında, Allah, onun günahlarından bir kısmını mutlaka örter, bağışlar."

 

6- “Rabbini zikreden kişi ile zikretmeyen kişinin misali diri ile ölü gibidir.”

 

7- “Amellerin Allah’a en sevimlisi; senin dilinin Allah’ın zikrinden ıslanmış olarak ölmendir.”

 

8- “Kişiye , her duyduğunu başkasına söylemesi günah olarak yeter.”

 

9- "Sizden biriniz bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin, buna  da gücü yetmezse kalbiyle ondan nefret etsin ki; bu da imanın en zayıf olanıdır."

 

10- “ İslam beş temel esas üzerine kurulmuştur:

-Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed(s.a.v)’in Allah’ın elçisi olduğuna iman şehadet etmek,

-Namaz kılmak,    -Zekat vermek,    -Hacca gitmek ve   -Ramazan orucunu tutmak.”

 

11-“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”

 

12- “Sizin en hayırlınız; Kur’an-ı öğrenen ve onu başkalarına öğretendir.”

 

13- “İsraf etmeden ve gururlanmadan ye, iç, giy ve sadaka ver!”

 

14- Allah’a yemin olsun ki; Allah’ın senin sebebinle bir kişiyi hidayete erdirmesi senin için kırmızı (değerli) develerin sahibi olmaktan daha hayırlıdır.”

 

15- “Size iki şey bıraktım. Bu iki şeye sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla sapıklığa düşmezsiniz. Bunlardan biri Allah’ın Kitabı (Kur’an-ı Kerim), diğeri ise benim sünnetimdir.”

 

16- “Bence  en sevimliniz ve kıyamet gününde en yakınıma oturacak olanlarınız muhakkak ki ahlâkı en güzel olanlarınızdır.”

 

17- “İnsan öldüğü vakit ancak üç şey amel defterini kapatmaz.

Hayatında yaptığı sadaka-i cariye,   İstifade edilen ilim,  Kendisine duâ eden sâlih çocuk.”

 

18- “Üç kimsenin duâsının kabul edileceğinde şüphe yoktur: Mâzlumun duâsı, misafirin duâsı, anne ve babanın çocuğuna duâsı.”

 

 19- “Ey insanlar! Birbirinize selam verin. Sıla-i rahimde (akraba ziyaretinde) bulunun. Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selametle cennete giresiniz.”

 

20- “Bir genç, bir ihtiyara yaşından dolayı hürmet ederse, Cenâb-ı Hakk, o gence yaşlandığı vakit ikram edecek kimseleri mutlaka bahşeder.”

 

 

 

 

 

21- “Allah katında arkadaşların en iyisi arkadaşına en iyi davranan, komşuların en iyisi de komşusuna en iyi davranandır.”

 

22- “Hiç biriniz kendisi için istediği şeyi (mü’min) kardeşi için de istemedikçe (tam)

mü’min olamaz.”

 

23- “Mü’minler birbirlerini sevmek, acımak ve şefkat hususunda bir vücut gibidir. Vücudun bir organı rahatsızlanırsa diğer organlar da uykusuzluk ve ateş ile ona iştirak ederler (rahatsızlanırlar).”

 

24- “Doğru sözlü olun! Şüphesiz doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de Cennete götürür. Kişi doğru söylemeye devam ettikçe Allah katında “Doğrular” sınıfına yazılır. Yalandan sakının! Şüphesiz yalan kötülüğe, kötülük de Cehenneme götürür. İnsan yalan söylemeye devam ettikçe Allah katında “Yalancılar” sınıfına yazılır”

 

25- “Müslüman, elinden ve dilinden diğer insanların zarar görmediği kimsedir.”

 

26- “Yarım hurma sadaka vermekle de olsa cehennemden korunmaya çalışınız. Bunu da bulamazsanız tatlı söz söyleyiniz.”

 

27- “(Yemeğe başlarken) besmele çek, sağ elinle ye ve (sana yakın olan taraftan) önünden ye.”

 

28- “İnsanlardan çoğunun aldandığı (ve kıymetini bilemediği) iki nimet vardır: Vücut sağlığı ve boş vakit.”

 

29- “Hiç kimse kendi eli ile kazandığından daha hayırlı bir şey yememiştir. Allah’ın nebisi, Davut (Aleyhisselam), kendi eliyle kazandığını yerdi.”

 

30- “Cehennemlikleri size haber vereyim mi? Onlar katı yürekli, malını hayırdan esirgeyen, kibirli kimselerdir.”

 

31- “ Yedi sınıf insan vardır ki, Allah onları kendi (arşının) gölgesinden başka gölge bulunmayan (kıyamet) gününde (arşının) gölgesinde gölgelendirecektir. Bunlar:

-Adaletli devlet başkanı

-Allah’a ibadet ederek yetişen genç

-Kalbi mescitlere bağlı kimse

-Allah için birbirlerini seven, O’nun için bir araya gelen ve ayrılan iki kimse

-Kendisini mevki sahibi ve güzel bir kadın (fenalığa) davet ettiği zaman, “ben Allah’tan korkarım”, diyen adam

-Sol elinin verdiğini sağ eli hissetmeyecek şekilde gizli sadaka veren kimse

-Tenha bir yerde Allah’ı zikrederek göz yaşı döken kimselerdir.”

 

32- “Peygamber Efendimize “Allah katında amellerin en hayırlısı nedir?” diye soruldu: vaktinde kılınan namazdır, daha sonra anaya –babaya iyilik etmektir,daha sonra da Allah yokunda gayret göstermektir.”

 

33- “Kendileriyle oturacağınız en hayırlı kişiler; görüldüğünde size Allah’ı hatırlatan, konuşması ilminizi  arttıran  ve ameli size âhireti hatırlatandır.”

 

34- “Müslüman kardeşin Müslüman kardeşine gıyabında (o yokken) olan duası reddolunmaz.”

 

35- “Muhakkak ki kıyamet günü ümmetim abdest izlerinden dolayı el, yüz ve ayaklarında nurlar parlayarak çağırılır. Sizden kim nurunu çoğaltabilirse çoğaltsın.”

 

36- “Gençliğini ibadetle geçiren kişilerin ihtiyarladıktan sonra ibadete başlayanlara olan üstünlüğü peygamberlerin diğer insanlara olan üstülüğü gibidir.”

 

37- “Ancak iki şeye gıpta edilir; Allah’ın kendisine mal verip de onu hak yolunda harcayan kimseye, yine Allah’ın kendisine ilim verdiği onunla amel eden ve onu başkalarına da öğreten kimseye.”

 

38- “Bir Müslüman ağaç diker de ondan insan yahut hayvan yerse bu yediği kendisi için kesinlikle sadaka olur.”

 

39- “İmanın en faziletlisi her nerede olursa olsun Allah’ın seninle beraber olduğunu bilmendir.”

 

40- “Meşru işlerin her hangisi olursa olsun besmele ile başlanmazsa hayırsız olur.”

      


Tarih: 16:04, 14/5/2007 Kategori: HADISLER
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

HADİS

CENNET  VE  CEHENNEM  HAKKINDAKİ  BAZI  HADİSLER

A.  CENNET  HAKKINDA:                 (RAMUZ  EL-EHADİS’DEN)

Cennet ehli Cennete, Cehennem ehli de ateşe girdiklerinde; ölüm, (bir koç şeklinde) Cennetle Cehennem arasında bir yere getirilir ve kesilir. Sonra bir münadi şöyle nida eder: “Ey ehli Cennet, ebedilik var, ölüm yok. Ey ehli nar, ebedilik var, ölüm yok.”  Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinç üzerine sevinçleri artar. Cehennem ehlinin ise hüzünleri üzerine hüzünleri artar.                                      Hz. İbni Ömer (r.a.)               51. 9

Eğer nasip olur da cennete girersen: "Kızıl yakuttan bir beygire bineyim" dersen binersin. "uçayım" dersen uçarsın.                                                                                             Hz. Alkame b. Mersed (r.a.)      149. 5

Cennete muttali oldum. Ekseri ehlini fakirler gördüm. Cehennem ehlinin ekserisini zenginler ve kadınlar gördüm.                                                                                    Hz. İbni Amr (r.a.)                   73. 9

Cennet ehli cennetteki makamlarına yerleşir ve cumadan cumaya Allah’ı ziyarete giderler. Onlara arşı Rahman aşikar olup, Allah’ı görürler. Bu, Cennet bahçelerinden birinde olur. Ve herkes derecesine göre bir minbere yerleşir. En aşağısının yerleri misk tepelerindedir. Ve bunlar kendi hallarini diğerlerinden aşağı görmezler. Soruldu ki: “Rabbımızı görecek miyiz?”  Evet, ayın 14 üncü gününde görülmesinde, ya da güneşin görülmesinde nasıl hilaf yoksa, (veya bunları nasıl izdihamsız görüyorsanız) öylece Rabbinizi göreceksiniz. Allah (z.c.hz.) onlara ayrı ayrı muhatap olur. Ve hatta bazılarına dünyadaki bazı sözlerini hatırlatır. Kul, “Yâ Rabbi! Mağfiret etmemiş miydin?” der. Allah; “Ettim de onunla buraya geldin” buyurur. O esnada iki bulut öyle güzel kokular serper ki, kimse böylesini görmemiştir. O zaman Allah Teala buyurur ki; “Haydi kalkın ikram edeceğim şeylerin başına.”  O zaman  kalkıp cennetin çarşılarına gelirler. Bu çarşılarda aklın tasavvur edemeyeceği şeyler vardır. Orada ne para verilir, ne de yüklenilir. Sadece emredilir. İşte orada biz birbirimizle karşılaşacağız. Derecesi üstün olanların elbisesi başka olur. Ve birinin gözüne bu ilişince, kendi elbisesi de derhal fevkalade olur. Çarşılardan yerimize döneriz. Ailelerimiz; “Başka bir şekilde güzelleşip geldiniz.”  derler. Biz de deriz ki ; “Tabii güzelleşip gelmek hakkımızdır. Zira Rabbimizi ziyaretten geliyoruz.”                                                                                                           Hz. Ebu Hüreyre (r.a.)                         118. 8 

Cennetin dereceleri Kur’an’ın ayetleri adedi derecesindedir. Cennete giren kimseler içerisinde kari-il Kur’andan (Kur’an okuyandan) üstün kimse olamaz.  (Cennette kendisine “oku ve yüksel” denir. Her ayet okuyuşunda bir derece yükselir. Son ayeti okuduğunda son mertebeye yükselir.)       Hz. Aişe (r.a.)         123. 11

Cennet ehli Allah’ın huzuruna iki defa girer. Allah, onlara Kur’an okur. Onlardan her biri o mecliste, amellerine göre; inci, yakut, zümrüt, altın ve gümüşten minberler üzerinde otururlar. Gözleri hiçbir zaman bu kadar aydın olmamıştır. Ve dinledikleri Kur’an gibi de hiçbir şey dinlememiş ve hoşlanmış değillerdir. Bunun tekrarına kavuşmak ümidiyle ertesi günü bekler halde yerlerine dönerler.    Hz. Büreyde (r.a.)                120. 3

Cennette “darul ferah” denen bir eve, ancak çocukları sevindirenler girer.     Hz. Aişe (r.a.)       125. 1

Cennette öyle köşkler vardır ki içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür. Bunlar; sözü hoş, selamı çok olana, yemeği çok yedirenlere, oruca devam edenlere ve gece namazı kılanlara verilir.                                                                                                                                    Hz. İbni Ömer (r.a.)                125. 9  

Cennet ehli yüz yirmi saftır. Onların sekseni bu ümmettendir. Kırkı da diğer ümmetlerden.                                                                                                                                  Hz. Büreyde (r.a.)                  154. 5  

Ehli cennete, ehli cennet ameli müyesserdir (kolaylaştırılır). Ehli cehenneme de ehli cehennem ameli müyesserdir.                                                                                                   Hz. Ömer (r.a.)                    118. 6

İyi dinleyin, Cennet için hazırlanan var mı?  Orada hiç bir derd ve tehlike yoktur. Kabe'nin Rabbına yemin ederim ki, O Cennet tamamıyla parıldayan bir nurla doludur. Her tarafında güzel kokular dalgalanmaktadır. Orada muazzam köşkler, geniş nehirler, bol ve olgun meyvalar, güzel ve dilber zevceler, ebedî, pek çok ve renkli güzel elbiseler vardır. Orası, yüksek, güzel ve selim yurtlarda parlak hayat sürülen bir yerdir. Dediler ki: "İşte bizler ona hazırlananlarız, Ya Rasulallah."  Buyurdu ki: "İnşaallah" deyiniz.                                                                                                                             Hz. Usame İbni Zeyd (r.a.)    170. 1

Evet, nefsim Yed-i kudretinde Olan’a (Allah’a) yemin ederim ki, şüphesiz Allah Teala Cennette bir ağaca şöyle buyurur: "Dünyada Bana ibadetle ve benim zikrimle meşgul olup da kendilerini eğlencelerden ve çalgılardan uzak tutan kullarıma sesini duyur."  Bunun üzerine Rabbi Tesbih ve Takdis eden öyle bir ses yükselir ki, mahlukatı onun benzerini o ana kadar duymamıştır.                     Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)         171. 5

Cennet ehli o kimsedir ki, Allah onun kulağını sevdiği şeyle doldurmadan o ölmez. Cehennem ehli de o kimsedir ki, hoşlanmadığı haberle kulağı doldurulmadan ölmez.(Yani mü'mine müjdesi gelir, diğerine kara haberi)                                                                                                               Hz. Enes (r.a.)                120. 1

Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercetten şehirler vardır ki, onlar Cennete yıldızlar gibi ışık verirler. Ve bunlar Allah rızası için birbirlerine muhabbet edenler içindir.    Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)   125. 6

Ehli Cennet'in en aşağı dereceli olanının Cennetteki mülkünü temaşası (izlemesi) iki bin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür. Bunlar; zevceleri, hizmetçileri, kürsüleri, bahçeleri vs.dir. Efdal (en üstün) dereceli olanı ise; Allah (z.c.hz.)'nin Cemalini günde iki defa temâşâ eder (izler, görür).                                                                                                                                Hz. İbni Ömer (r.a.)                      113. 8

İki kimse vardır ki, Cennette mekan edinirler. Kim ki iki çene arası ile iki bacak arasını korursa Cennete girer.                                                                                                     Hz. Âişe (r.anha)                   15. 12               Kadın beş vakit namazı kıldığı, bir ay orucu tuttuğu, kocasına itaat ettiği ve namusunu muhafaza ettiğinde, Cennetin hangi kapısından isterse oradan girer.                      Hz. Enes (r.a.)                    234. 1

Üç söz vardır ki, insan onları ihlasla söylerse Cennete girer: Rabbimin Allah oluşuna razıyım. Dinimin İslam oluşuna razıyım. Hz. Muhammed (s.a.v)'in Peygamberim oluşuna razıyım. Dördüncü bir husus da, arz ve gök arasındakiler kadar fazilet vardır ki, o da Aziz ve Celil olan Allah yolunda cihaddır.                                                                                                                                                Hz. Ebû Said (r.a.)                 266. 4

Cennetinizi, Cehennem ateşine karşı siperleyecek tedbirleri alınız. "Sübhanallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" deyiniz. Zira bunlar; söyleyene, kıyamet günü önden ve geriden kurtarıcı olarak gelir. İşte bunlar, baki kalacak sabit amellerdir.                                               Hz Ebu Hüreyre (r.a.)              277. 3

Kullar, kıyamette durdurulduğu zaman bir münadi şöyle seslenir: "Ecri Allah'ın üzerinde olan ayrılsın, şu Cennete girsin."  Denilir ki: "Ecri Allah'ın üzerinde olan kimdir?"  Münadi: "İnsanlardan afv edenlerdir" der. Bunun üzerine şu kadar, şu kadar bin kişi kalkıp hesaba çekilmeden Cennete girerler.     Hz. Enes (r.a.)           37. 4

Bir kimse ümmetime, ya bir sünnet ifası veya bid'atın (dinde olmayan şeyin) izalesi (giderilmesi) için bir hadis ulaştırırsa, onun makamı Cennettir.                                              Hz. İbni Abbas (r.anhüma)         398. 13

Bir kimse Allah'tan üç kere Cenneti isterse, Cennet: "Ya Rabbi bunu Cennete sok" diye dua eder. Kim de Cehennemden üç defa azadlık isterse, Cehennem de şöyle der: "Allah’ım onu ateşten uzaklaştır."
                                                                                                               Hz. Enes (r.a.)                    422. 13

Kıyamet günü ümmetimden bir adam dîvâna getirilir ki, kendisi için Cenneti hak edecek sevabı bulunmaz. Allah (z.c.hz.) buyurur ki: "Onu Cennete sokun. Zira o, ailesi fertlerine karşı merhametli idi."
                                                                                                         Hz. İbni Mes'ud (r.anhüma)        505. 3

            B. CEHENNEM  HAKKINDA:

Cehennemden kaçın, cenneti de olanca gücünüzle isteyin. Zira cenneti isteyen uyumaz ve cehennem’den kaçan da uyumaz. Muhakkak ki ahiret, zorluklarla kuşatılmıştır. Dünya ise, lezzet ve şehvetlere bürünmüştür. Onun lezzet ve şehvetleri, sizi ahiretten alıkoymasın.      Hz. Kuleyb ibni Cera (r.a.)           154. 4

Cehennem nefsin arzu ettiği şeylerle, Cennet’se nefsin sevmediği şeylerle kuşatılmıştır.                                                                                                                                  (Riyazus-salihin Trc. 1/137)        

Cehennem ehlinin en hafif azap görecek olanı, Ebu Talip’tir. (Böyle olduğu halde) kendisine giydirilecek olan ateşten iki nalin sebebiyle beyni kaynayacaktır.              Hz. İbni Abbas (r.a.)                    155. 7

Cehennem ehli ağlar. O derecede ki göz yaşlarında gemi bile yüzebilir. Ve kan ağlarlar.                                                                                                                                     Hz. Ebu Musa (r.a.)               119. 2

Cehennem kızarıncaya kadar bin yıl yakıldı. Sonra beyazlaşıncaya kadar yine bin yıl yakıldı. Sonra da kararıncaya kadar bin yıl daha yakıldı. Şimdi o, zifiri karanlık gece gibi, kapkaranlıktır.                                                                                                                                            Hz. Ebu Hüreyre (r.a.)                        158. 3

Cehennem ehli cehennemde büyür. O derecede ki, kulak yumuşağı ile boyun kökü arası 700 yıllık (mesafe) olur. Derilerinin kalınlığı 40 arşın ve azı dişi de Uhud dağından büyük olur.                                                                                                                                                      Hz. İbni Ömer (r.a.)               119. 3

Cehennem ehlinden olan bir kişinin vücudu büyür. Öyle ki, bir dişi Uhud dağı kadar olur.                                                                                                                      Hz. Zeyd ibni Erkam (r.a.)          99. 4

Cehennemde bir vadi vardır. Cehennem günde 400 defa o vadiden Allah’a sığınır. Buraya ümmeti Muhammed (s.a.v.)in müraileri girecektir. Bunlar şunlardır: Kur’anı ezberlemiş, öğrenmiş fakat riyakar olanlar. Sadakayı Allah rızasından başka bir maksatla vermiş olanlar. Hacca itibar kazanmak için gitmiş olanlar. Gazaya Allah rızasından başka maksatla gitmiş olanlar.                                                  Hz. İbni Abbas (r.a.)              126. 4

 

C.     CEHENNEMDEN KORUNMA YOLLARI:

Hangi kul ki, "Lâ ilâhe illallâhül kerîmül halîm, sübhânallahi Rabbil arşil azîm, Velhamdülillahi Rabbil’ âlemin." dedi. O kimseye Cehennemi haram etmek, Allahü Teala'nın üzerine haktır.     Hz. Ali (r.a.)          183. 2

(Ashabdan biri "Cehennemden ne ile korunayım?" diye sormuştu)  -Buyuruldu ki: Göz yaşı ile. Zira Allah korkusundan ağlayan gözü, ateş yemez (yakmaz).                           Hz. Zeyd ibni Erkam (r.a.)           243. 16

Üç kişiyi Cehennem ateşi yakmaz: Kocasına riayet eden kadın, anaya babaya hürmet eden evlat, kahırlı zevcinin kıskançlığına sabreden kadın.                                                 Hz. İbni Abbas (r.anhüma)          267. 5

Otuz ayetten oluşan Sure-i Mülk (Tebârakellezî ..), kabir azabına mani olur. Bu sure Tevrat'ta "Mania" diye isimlendirilmiştir.                                                                                  Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)                         269. 3

Bir kimse Beni rüyada görürse, muhakkak ki o Cehenneme girmez.
                                                                                                       Hz. Saad ibni Mesire (r.a.)           421. 3

Bir kimse iç illetinden ölürse, kabrinde azab görmez.              Hz. Halid ibni Urfuta (r.a.)            437. 10

Kızım Fatıma'nın ismi şu manadadır: Allah onu da, onu sevenlerin de alakasını Cehennemden kesmiştir.                                                                                                            Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)                         139. 6


Tarih: 15:41, 5/5/2007 Kategori: HADISLER
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

HADİS

 

Niyet

1-) Ömer b. Hattab (r.a.): "Rasûlüllah (s.a.v.)'i: "Ameller niyetlere göredir, her­kese niyet et­tiği şey var­dır. Bu nedenle kimin hicreti, elde edeceği dünyaya veya ev­lenece­ği bir kadına ise onun hicreti, hicret ettiği şeye olur." diye buyururken işittim." de­miştir.

(Kitâbu Bedi'l-Vahy: 1, Tecrid no: 1)

 

Açıklama:

İmam Buhârî, bu kıymetli kitabına bu hadis ile başla­mış böylece yapılacak her işte amellerin niyetine dikkat edilmesini, bütün çalış­maların Allah rızası için olma­sını tenbih etmiştir.

İslâm'da niyet çok önemlidir. Yapılan işlerden elde edilecek sevap, niyet ile be­lirlenir. Mesela namaz kı­lar­ken niyet Allah rızası ve Allah'a kulluk ise bu davranış­tan sevap beklenir. Vücudu ha­reket ettirmek ise be­den eğitimi yapılmış olur. Yine hac ibadetini yaparken, niyet gezmek dolaş­mak ise bu davranış bir seyahat ol­muş olur. Yemek yiyen bir kimse bu yemeğini, Allah'a ibadet eden bedeni ayakta tutmak için yerse yemek yemede­ki niyetinden sevap beklenir.

Dış görüntüsü İslâm'a uygun davranışlarda niyet İslâm'a uygun değilse bu dav­ranışın sonucu olumlu ol­mayacak­tır. Diğer taraftan, dış görüntüsü İslâm'a uygun olmayan ama niyet iyi olan dav­ranışlar, zahire yani görüntüye göre değerlendirilir, niyete bakılmaz. Bu, kulların değerlendirme yapacağı hususlardadır. An­cak Allah, niyeti göz önüne alarak dilediği şekilde değerlendirme ya­pabilir.

İyi bir şeyi yapmaya niyetlenip bunu yapmayan kişiye sevap verilebilir. Yine kötü bir şeyi yapmaya ni­yetle­nip de bunu yapmayan kişiye de, kötülüğü terk ettiğin­den sevap verilebilir. Bu konuda 5. ve 6. hadisle­re bakınız.

 

2-) Ebû Mûsâ (r.a.) anlatır: "Bir adam Hz. Peygamber (s.a.v.)'e geldi ve: "Kimisi ganimet için savaşır, kimisi şan ve şeref için savaşır, kimisi de cesaretteki mevkisini göstermek için savaşır. Allah yo­lunda olan kimdir?" dedi. O da:

 "Kim Allah'ın sözünün en yüce olması için savaşırsa işte bu kimse, Allah yolunda olur." buyurdu."

 (Kitâbu Bedi'l-Vahy: 1, Tecrid no: 1217)

 

3-) Sehl b. Sa'd es-Sâidî (r.a.)'dan: "Rasûlüllah (s.a.v.) müşriklerle karşılaşıp savaştı. Bu arada Rasûlüllah (s.a.v.)'in ashabının içerisinde bir kimse vardı ki Rasûlüllah (s.a.v.) karargahına çekilip karşı taraf da kendi karargahlarına çekildiğinde köşede bucakta düşmandan geri kalan ne varsa kılıçtan geçirmeden bırak­mazdı. Bu yüzden kendisi hakkında:

"Bugün falancanın çalıştığı gibi hiç birimiz çalışamamıştır." denildi. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.v.): "Bakın, bu adam cehennemliktir" buyurdu.

 Ordudan bir kimse de: "Ben sürekli onun yanında olacağım" dedi ve kendisiyle birlikte savaş meydanına çıktı. Durduğunda onunla durdu, koştuğunda onunla koştu. Sonunda bu adam ağır bir şekilde yaralandı (dayanamayıp) ölümünü çabuklaştırdı. Sivri ucu göğsüne gelecek şekilde kılıcını yere koydu, üzerine yüklenerek canına kıydı. Bunun arkasından kendisini takip eden kimse Rasûlüllah (s.a.v.)'in yanına çıktı:

"Senin Allah'ın Rasûlü olduğuna şa­hitlik ederim" dedi Rasûlüllah (s.a.v.):

"Ne oldu?" buyurdu:

"Az önce cehennemlik olduğunu söy­lediğin adam... Halk bu sözü garipsedi, ben de: "Ben sizin için bu adamı takip edeceğim" dedim ve onun pe­şinde savaş meydanına çıktım sonra ağır bir şekilde yaralandı (dayanamayıp) ölümünü çabuklaştırdı. Sivri ucunu göğsüne gelecek şekilde kılıcını yere koydu, üzerine yüklenerek canına kıydı" dedi. Rasûlüllah (s.a.v.) bu adam hakkında:

"Bir kimse, insanlara göründüğü şekliyle cennetliklerin amelini işler, halbuki o cehen­nemliktir. Yine bir kimse, insanlara göründüğü şekliyle cehennemliklerin amelini işler, halbuki o cennetlik­tir." buyurdu.

 (Kitâbu'l-Meğâzî: 38, Tecrid no: 1644)

 

4-) Ebû Hureyre (r.a.)'dan gelen başka bir rivayette ise Rasûlüllah (s.a.v.): "Ey falan kalk "Cennete ancak mü'min olanın gireceğini, Allahın, dîni günahkâr bir kimse ile de destekleyebileceğini." ilan et" bu­yurmuştur.

 (Kitâbu'l-Meğâzî: 38, Tecrid no: 1645)

 

Açıklama:

Yukarıda gösterdiği kahramanlıkla halkı imrendiren kimse Kuzmân ez-Zaferî'dir. Sahîhi Buhârî'ye açıklama ya­pan Aynî'nin verdiği malumata göre bu adam münafık­lar­dandı. Uhud Savaşı'na katılmadığından dolayı kadınlar kendi­sini kına­mış ve: "Sen olsan olsan bir kadın olabilir­sin" de­mişler, o da bunun üzerine savaşa çıkmış, savaşta ilk oku bu adam atmıştı. Bir ara: "Ey Evsliler soyunuzun şerefi için savaşınız!" demişti. Savaşa çıktığında Katâde b. Numan (r.a.) kendisine: "Şehadet sana kutlu olsun" demiş o da: "Vallahi ben din için sa­vaşma­dım ki, ben sa­dece şere­fimi korumak için savaştım" demiştir. Bu adam canına kıy­dığında Rasûlüllah (s.a.v.): "Şüphesiz Allah bu dini, günahkâr bir kimse ile de destekle­ye­bilir." bu­yurmuştur. (Bedruddin Aynî, Umde-tu'l-Kârî, XI. 431.)

 

Amellerin Karşılığının Veriliş Esasları

 

5-) Abdullah b. Abbâs (r.a.)'dan. Hz. Peygamber (s.a.v.), Rabb'inden şöyle rivayet etmiştir: "Allah iyilikleri ve kötülükleri yazmış sonra bunların durumunu şöyle açıklamıştır.

Kim bir iyilik yapmaya ka­rar verir de bunu yapmazsa, Allah kendi katında bunu onun için tam bir iyilik olarak yazar.

Eğer iyilik yapmaya karar verir de yaparsa, Allah kendi katında bunu onun için ondan yedi yüze kadar pek çok katlayıp yazar.

Kim bir kötülük yapmaya karar verir de bunu yapmazsa, Allah kendi katında bunu onun için tam bir iyilik olarak yazar.

Eğer kötülük yapmaya karar verir de yaparsa, Allah bunu onun için bir kötülük olarak yazar."

 (Kitâbu'r-Rikâk: 31, Tecrid no: 2110)

 

6-) Ebû Hureyre (r.a.)'dan. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah:

"Kulum bir kötülük yapmak isterse bunu işleyene kadar onu yazmayın. Eğer işlerse onu aynen yazınız.

Eğer bunu Benim için işlemezse onu kendisi için bir iyilik olarak yazınız.

Yine bir iylik yapmak ister de bunu yapmazsa onu kendisi için bir iyilik olarak yazınız. Eğer bunu yaparsa onun aynısını kendisi için ondan yedi yüz katına kadar yazınız." buyurur."

 (Kitâbu't-Tevhîd: 35, Tecrid no: 2222)

 

Açıklama:

Yüce Rabb'imiz insanlara hep olumlu yönde yakla­şır. Bir kimsenin iyilik yönünden en ufak bir adımı ona kat kat mükafat olarak döner. Hatta iyilik yapmayı düşü­nüp de yap­mayan bir kim­seye bile mükafat vardır.

Kötülüğe ise yalnız kötülüğü kadar ceza verilir. Kötülüğü yapmaya niyetlenip de bunu yapmamak da müka­fata sebebtir.

 

İnsanlar Niyetlerine Göre Diriltilirler

 

7-) Hz. Aişe (r.a.): "Rasûlüllah (s.a.v.): "Bir ordu Kâbe'ye saldırmak için harekete geçer (Mekke ile Medine arasındaki) el-Beydâ'da iken başından sonuna kadar tümü yerin dibine geçirilir" buyurdu, ben de:

"Ey Allah'ın Rasûlü, içlerinde çarşı esnafı varken, kendilerinden olma­yanlar varken ba­şından sonuna kadar tümü nasıl yerin dibine geçirilir?" dedim:

"Başından sonuna kadar yerin dibine geçirilir, sonra da kıyamette oradaki bulunuş niyetlerine göre diriltilir." buyurdu" demiştir.

 (Kitâbu'l-Buyû: 49,  Tecrid no:  1009)

 

Açıklama:

Zalim ve kötü kimselerin yanında yer almamalıyız. Kötü kimselere azap gönderildiğinde biz de onların yanında isek azap bizi de bulur. Kıyamette diriltilirken, onların yanında ne niyetle bulunuyorsak ona göre diriltiliriz. Dolayısıyla kötü kimselerin yanında bulunuyorsak gerekçelerimizin geçerli olma­sına dikkat etmeliyiz. Örneğin, onlara iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak için yanlarına gitmiştik, gibi.

 

8-) İbn-i Ömer (r.a.): "Rasûlüllah (s.a.v.): "Allah, bir topluma azap indirdiğinde, azap toplumun içerisinde bulunan herkese isabet eder. Sonunda yaptıkları işlere göre tekrar diriltilirler." buyurdu." demiştir.

(Kitâbu'l-Fiten: 19, Tecrid no: 2191)

 

Açıklama:

Allah, kullarını dünyada bazı felaketlerle deneyebi­lir. Kötülerin yanında iyiler de yanabilir. Önemli olan, iyi ni­yetle Allah'a kavuşmaktır. İnsanlar bulundukları haldeki niyetlerine göre diriltileceklerdir.

Bir toplumda kötülük çoğaldığında o toplum içeri­sinde yaşa­yan iyi kimselerin güçleri oranınca bu kötü­lüğü engelle­meleri ge­rekir. Eğer bunu yapmazlarsa o top­lumla birlikte he­lak olurlar.

Allah Teâlâ: «Sizden sadece zalim olanlara isabet etmekle kalmayan bir fitneden sakınınız.» (Enfâl: 25) buyurmuştur. Cezanın sadece suçu işleyenlere isabet etmeyip toplumun tümüne isabet etmesinin nedeni, yapılan günah ve isyana karşı duyarsız kalınmasıdır. Nitekim yuka­rıdaki ayetin tefsirinde müfessirler, fitnenin sadece zalim olanlara isabet etmekle kalmayıp suçlu suçsuz toplu­mun tamamına isabet etmesinin nedenini toplumdaki diğer kimselerin suç ve günah işlendiğinde duyarsız kalmaları ve onları engellememeleri olarak açıklamaktadırlar. (el-Câmiu li Ahkâmi'l-Kur'ân, Kurtubî, VII. 391, Tefsîru Kur'ân'il-Azîm, İbn-i Kesîr, IV. 487, Mehâsinü't-Te'vîl, Cemâluddîn el-Kâsımî, VII. 36, vd.) Bu konuyu açıklayan pek çok ayet ve hadis vardır. Allah Teâlâ: «Si­zin içi­niz­den hay­ra ça­ğı­ran, iyi­li­ği em­re­den, kö­tü­lük­ten alı­ko­yan bir ce­ma­at bu­lun­sun.» bu­yur­muş­tur. (Âli İm­rân: 104)

 


Tarih: 15:37, 5/5/2007 Kategori: HADISLER
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa İnternet Radyo ve TV

< SiteniEkle.NET - PaylasimTurkey.Com Popüler Siteler

Din Ahlak Eğitim Siteleri Eğitim Siteleri Birliği Dini100.Net İslami Siteler Birliği iSLAMi Toplist Bedava100.Net -Kültür ve Sanat Siteleri İslami Siteler